Bir şeyler yolundayken bile içinden bir ses “az sonra kötü bir şey olacak” diyorsa, bu hisle yalnız değilsin.
Birçok insan gün içinde hiçbir sebep yokken gelen bu huzursuzluk hâlini tarif etmekte zorlanır. Ortada somut bir tehlike yoktur ama beden tetiktedir.
Bu durum genellikle “iç sıkıntısı”, “nedensiz kaygı” ya da “içime kötü bir his çöktü” şeklinde anlatılır.
Bu his neden ortaya çıkar?
Zihin, geçmişte yaşanan stresli deneyimlerden öğrendiği alarm sistemini geleceğe taşır. Tehlike gerçek olmasa bile olabilir ihtimali, beden için yeterlidir. Bu yüzden kalp hızlanır, kaslar gerilir, zihin senaryolar üretmeye başlar.
Bu bir sezgi mi yoksa kaygı mı?
Sezgi kısa ve nettir; söyledikten sonra geri çekilir.
Kaygı ise ısrarcıdır, tekrar eder ve kişiyi anda tutmak yerine sürekli geleceğe fırlatır.
Ne zaman destek almak gerekir?
Bu düşünce:
- günün büyük kısmını kaplıyorsa
- rahatlamanı engelliyorsa
- uykuya dalmanı zorlaştırıyorsa
artık zihnin tek başına taşıyamadığı bir yük hâline gelmiş olabilir.
Kaygı fark edilmediğinde büyür, fark edildiğinde yönetilebilir.
Eğer bu yazılarda kendinden bir parça bulduysan, bu yaşadıklarının anlaşılabilir ve çalışılabilir olduğunu bilmeni isterim. Kaygı, tek başına taşınması zor bir yük olabilir. Profesyonel destek almak, bu döngüyü daha güvenli ve kalıcı şekilde yönetmene yardımcı olabilir.
Kaygı, anksiyete ve içsel huzursuzlukla ilgili destek almak isteyenler için psikolojik danışmanlık süreci önemli bir adımdır.
Kaygı, seni durdurmak zorunda değil. Doğru destekle yönetilebilir.
Haydi sen de şimdi bir adım at ve bu döngüyü farkındalıkla dönüştürmeye başla.
Şu anda dönüşümü başlatmak için kendine bir seans oluşturabilirsin.
Uzman Klinik Psikolog
Selen Muratoğlu





