Hayatında tekrar eden bir ilişki şekli varsa, genellikle tesadüf değildir.
Birine ilgi duyarsın ama o kişi ya duygusal olarak mesafelidir ya da net değildir.
Sen yaklaştıkça o geri çekilir, o uzaklaştıkça sen daha çok bağlanırsın.
Ve bir noktada kendini şu soruyu sorarken bulursun:
“Neden beni gerçekten isteyen insanlara değil de hep ulaşılmaz olanlara çekiliyorum?”
Bu bir “kötü seçim” meselesi değilBirçok kişi bunu yanlış insanları seçmekle açıklar.
Oysa çoğu zaman mesele seçimden çok tanıdıklık ile ilgilidir.Ulaşılmaz insanlar:
- belirsizlik yaratır
- onay ihtiyacını tetikler
- kişinin kendini kanıtlama ihtiyacını harekete geçirir
Bu dinamik, geçmişte öğrenilmiş bir ilişki dilini bugüne taşır.Ulaşılmazlık neden bu kadar çekici gelir?
Çünkü zihnin bir kısmı şunu fısıldar:
“Eğer beni seçerse, demek ki ben yeterliyim.”
Bu noktada ilişki, iki kişi arasındaki bağdan çok, kişinin kendi değerini ispatlama alanına dönüşür.Bu döngü nasıl sürer?
- Netlik gelmez ama umut korunur
- Küçük kırıntılar büyük anlamlar yüklenir
- İlişki ilerlemez ama bağ derinleşir
Ve kişi kendini sürekli bekleyen, düşünen, anlamaya çalışan tarafta bulur.Peki bu değişir mi?
Evet.Ama sadece “daha iyi biriyle tanışınca” değil.
Bu çekimin nereden geldiğini fark ettiğinde değişir.
Eğer bu yazıda kendini gördüysen, bunu görmezden gelmek ilişkilerinde hiçbir şeyi değiştirmeyecek.
Aynı döngüyü tekrar tekrar yaşamak zorunda değilsin.
Şimdi bir adım at ve bu ilişki kalıplarını birlikte çalışmaya başlayalım.
Şu anda kendin için bir seans oluştur ve bu döngüyü burada durdur. Şu anda dönüşümü başlatmak ve bu yükü tek başına taşımamak için en doğru an.
Uzman Klinik Psikolog
Selen Muratoğlu





